| Duyurular | Eğitim | Dergi | Çalış. Grupları | Hakkımızda |
| Kongreler | Dokümanlar | İletişim | Site Haritası | Bağlantılar |
Sağlık Bakanlığı tarafından 25 Ağustos 1981’de yürürlüğe giren 2514 sayılı bazı sağlık personelinin devlet hizmeti yükümlülüğüne dair yasa ile bazı sağlık personeline devlet hizmeti yükümlülüğü getirilmiş ve bu yasa 24.07.2003 tarihine kadar sadece hekimleri kapsayarak 22 yıl uygulanmıştır. 24.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4924 sayılı kanun (Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun) ile 2514 sayılı kanun yürürlükten kaldırılmış ve zorunlu hizmet uygulamasına son verilmiştir. AKP Hükümeti bu kanunla mecburi hizmetin yerine “Sözleşmeli – İş Güvencesiz Çalışma” öneren bir düzenleme getirmiştir. Bu şekilde, Sağlık Bakanlığı tarafından hekimler, 657 sayılı yasaya tabi memur kadrosu yerine, iş güvencesi ve özlük hakları yönünden olumsuz düzenlemelere sahip olan sözleşmeli personel olarak çalışmaya zorlanmışlar; hekimler görece ücret yüksek de olsa bu statüde çalışmak istememişlerdir. Sonuç olarak, iş güvencesiz olarak çalışacak yeterince hekim bulunamamıştır.
Bu olumsuz uygulamadan sonra, hükümet yine yanlış bir adım atarak hekimlere mecburi hizmet uygulamasını başlatmıştır. Daha iki yıl önce “hekimlerin yurt sathında dengeli ve adil dağılımının zorlamalarla sağlanamayacağı”nı belirterek mecburi hizmeti kaldıran hükümetin bu uygulamayı başlatması kendisiyle çelişmektedir.
05.07.2005 gün ve 25876 sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5371 sayılı “Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu, Sağlık Personelinin Tazminat ve Çalışma Esaslarına Dair Kanun, Devlet Memurları Kanunu ve Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ile Sağlık Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa eklenen ek madde 3, 4, 5 ve 6. madde ile zorunlu hizmet uygulaması yeniden getirilmiştir.
Hayata geçirilmeye çalışılan mecburi hizmet yasası, hekimlere aldıkları uzun eğitimin sonrasında ve özverili çalışmalarından dolayı bir ceza niteliğindedir. Getirilen yasa ile ortaya konmaya çalışılan çözümler ülkenin sağlık sorunlarını çözmekten uzaktır. Öncelikle, yasada yer alan altı değişik gelişmişlik seviyesindeki bölge arasındaki eşitsizliği çözmek için buralara zorla hekim göndermekten başka bir plan yapılmamaktadır. Hekim gönderilen yerlerde sağlık hizmeti verilmeye uygun bir altyapı hazırlanmamaktadır. Türkiye’de hekim ve diğer sağlık çalışanlarının dengesiz dağılımı, sağlık hizmeti ile ilgili altyapı düzenlemelerinden bağımsız düşünülemez. Yıllarca sürdürülen mecburi hizmet yasası da sağlık hizmetinin ülkeye dengeli dağılımını sağlayamamıştır. Çünkü, sağlık hizmeti sadece hekimin varlığından ibaret değildir. Az gelişmiş bölgelerdeki eksiklikler giderilmez ise sorunlar devam edecektir. Hekimlere böyle bir devlet hizmeti yükümlülüğü getirilmesi; yerine getirilmemesi halinde hiçbir yerde mesleklerini yapamayacaklarına dair bir düzenlemeye yer verilmesi; yıllık izin süresinin bile hizmet süresine dahil edilmemesi; Tıp Fakültesi mezuniyeti, uzmanlık eğitimi sonrası ve yan dal uzmanlık eğitimi sonrası olmak üzere üç kez ayrı ayrı devlet hizmeti yükümlülüğü getirilmesi adil olmayan bir uygulama olması yanı sıra hekimlerin bilimsel çalışmasını da engelleyen bir yaklaşımdır. Tüm bölgelere sağlık personeli gönderilmek isteniyorsa iş güvencesi korunmalı, çalışma koşulları düzeltilmeli, özlük hakları geliştirilmeli ve bu bölgelere sağlıkla ilgili yatırım yapılmalıdır.
Sağlık Bakanlığı’nın iki yıl önce eleştirerek kaldırdığı mecburi hizmet uygulamasının bugün geri dönmesi, bu alandaki çalışmaların ve hükümet politikalarının altyapıdan yoksun biçimde uygulandığının bir göstergesidir.
Birinci ve ikinci basamak sağlık kuruluşlarında varolan ve mevcut uygulamalar ile giderek derinleşen sorunların yanı sıra; tıp fakültelerine talep edilenden çok daha fazla öğrenci alınması ve yeni tıp fakülteleri açılması ki bu, tıp fakültelerinde eğitim kalitesi ile ilgili sorunları doğurmaktadır; hekimlerin istihdam sorununu da büyüten bir yaklaşımdır. Bu alanda ortaya çıkan sorunlarla ilgili önerilerimiz şunlardır;
Ayrıca, halkın sağlığının korunması ve geliştirilmesi için sağlık hizmetlerinin altyapısının geliştirilmesi, basamaklandırılmış sağlık hizmetinin ve öncelikle birinci basamak sağlık hizmetinin yaygınlaştırılması ve tüm yaşam koşullarının iyileştirilmesinin gerekliliği bilinci ile bütüncül yaklaşan programlar geliştirilmelidir. Bu bütüncül programın bir parçası olarak da hekim istihdamı konusunda ülke gereksinimleri akılcı bir biçimde belirlenmeli ve ilgili tarafların katkılarının alındığı bir uygulama hayata geçirilmelidir.