| Anasayfa | Egitim | Dergi | Çalisma Gruplari | Site Haritasi |
| Hakkimizda | Duyurular | Linkler | Dokümanlar | Iletisim |
Değerli Katılımcılar,
Sizlere Halk Sağlığı Uzmanları Derneği adına “Hoşgeldiniz” diyorum.
Geleneksel olarak, ilki Hocamız Sn. Nusret Fişek’in önderliğinde, Sn. Dirican ve Sn. Aytekin tarafından Bursa-Kirazlıyayla’da düzenlenen HS toplantıları, daha sonra hocamız Sn.Sevinç Oral’ın,Sn.Tahir Hoca’nın katkıları ile devam etti, 1979 yılından beri de düzenli olarak sürdürülmektedir.
HS Kongreleri ve HS Günleri’nin belki de en güzel yönü, konuya gönül verenleri, bu toplantıda da olduğu gibi biraraya getirmesi. Böylece çeşitli sektörler ve disiplinler HS’nın öenmli konuları etrafında biraraya gelerek bilgi ve deneyimlerini / sorunları / çözüm yollarını paylaşmaktalar. inanıyorum ki her toplantıdan güç kazanarak dönmekteyiz.
Bugüne kadar yapılan toplantılarda HS’nı yakından ilgilendiren pek çok konu ayrıntılı olarak ele alındı (Halk Sağlığı ve Sosyal Bilimler, Halk Sağlığı ve GAP, Halk Sağlığı’nda son 40 yıl), son 3 yılın konuları idi, bu yılın konusu ise “Halk Sağlığı ve Çevre”.
Geçmişte bu toplantılar belli bir koordinasyonla HS AD’ları tarafından düzenleniyordu; ancak her konuda kurumsallaşmanın önemine inanan HS’cılar 1995 yılında HS Uzmanları Derneği’ni (HASUDER) kurarak sadece toplantılar için değil HS uzmanlarını ilgilendiren bütün konular adına önemli bir adım attılar. Derneğimizin son 4 yıldaki çalışmalarını ben sizlere Cuma günki Üye toplantımızda anlatacağım ve Cuma günki toplantıya hepinizi özellikle davet ediyorum çünki meslek örgütümüz olarak Derneğimizin sizlerin destek ve yönlendirmelerine ihtiyacı var.
Tekrar toplantılara dönecek olursam, Hatırlanacağı gibi son toplantılardan, Uluslararası olan birisi, HASUDER tarafından 2000 yılında İstanbul’da düzenlendi, Diyarbakır , Sivas ve Ankara’da ev sahibi Üniversitelerimize yardımcı olunmaya çalışıldı.
Bu yıl, Gülhane Askeri Tıp Akademisi, HS-AD ile birlikte bu toplantıyı düzenledik. Her ne kadar birlikte düzenledik dediysem de teorik olarak bu böyle. Tabi ki biz HASUDER olarak tüm desteğimizi vermeye çalıştık ancak GATA grubu büyük bir özveri ile toplantının bütün yükünü çektiler ve bizlere güzel geçeceğinden emin olduğumuz bu 3 günlük toplantıyı düzenlediler. Bu bağlamda ben, Dekan Prof. Tbp. Tümgeneral Sayın Derviş Şen ve Prof. Dr. Sayın Metin Hasde başta olmak üzere bütün emeği geçenlere HASUDER adına teşekkür ediyorum.
Değerli katılımcılar, son yıllarda Ülkemiz, pek çok alanda güçlükler yaşıyor. Sanırım bunun hepimiz farkındayız. Bir ülkede sosyal yönden duyarlı olunabilecek her alana birileri el atıyor !! Bu asla bir paranoya değil “Son yılların deyimi ile “Evidence Based” yani kanıta dayalı !! Etnik konular, din, terör, haritamızın değiştirilerek bütün dünyaya gösterilmesinden tutun kamu binalarının duvarlarına hangi resmi asıp asmamamız karışmaya kadar…. Yani biz birşeylerden kuşkulanmıyoruz , hayal etmiyoruz….Görüyoruz.
Dünya “Küreselleşme” denilen, başlangıçta kulağa hoş gelen ancak içeriğini ve amaçlarını anladıkça “Bazı ülkelerin işine yarasa da” Türkiye dahil pek çok ülke için hoş olmayan yönlerini iyice hissettiğimiz bir süreç içinde.
Hepinizin bildiği gibi küreselleşmenin bir parçası olarak Türkiye’de de Dünya Bankası ve İMF mekanizmaları yoluyla sağlık reformları, dolayısıyla sağlıkta özelleştirme zorlanmaktadır. Bilinen ismi ile “Sağlıkta Dönüşüm” Programının uygulanmasına hızla gidilmektedir.
Geçen hafta ben, Dokuz Eylül Üniversitesi ve SB işbirliği ile İzmir’de düzenlenen bir Kongreye katıldım orada vurgulanan bazı bilgileri sizlerle paylaşmak isterim;
İzmir’deki Kongrede, Ülkemizin içinde bulunduğu bütün küreselleşme akımına rağmen UNDP 2005 Yılı Raporunda da belirtildiği gibi, İnsani Gelişmişlik endeksine göre Türkiye, 177 ülkenin arasında 94. sıradadır (Hatırlayacak olursak 2004 yılında 88. sıradaydık). Yani ileri değil geri gitmekteyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliği yönünden yapılan bir değerlendirmede Türkiye, 58 ülke arasında 57. sırada gelmektedir.
Yine bir yetkilinin belirttiği gibi, sağlıkta dönüşüm programından önce yapılan bir değerlendirmede “Sağlıktaki Eşitsizlikler” Türkiye’de en önemli sorun olarak saptanmıştır. Bilindiği gibi eğer ülke olarak güçlü bir sağlık politikanız yoksa, küreselleşmenin sağlık sistemine olan etkisi, sağlıktaki eşitsizlikleri derinleştirmek şeklinde ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de saptanan gerçekle, uygulanmaya çalışılan arasındaki çelişkiyi biz HS’cıların iyi irdelemesi gerekir.
Pek çoğunuzun hatırlayacağı gibi 2004 yılında Sağlık Bakanlığı ve HASUDER mensupları, Bolu-Karacakaya’da Sayın Sağlık Bakanının da katıldığı bir toplantı gerçekleştirmişlerdir ve benim size belirttiğim kaygılar bu toplantıda, Halk Sağlıkçılar tarafından çok açık olarak dile getirilmiştir. Ancak ne yazık ki alınan yanıt, “Bu konu yani “sağlıkta Dönüşüm - sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesi, hükümet programımızda yer alıyor, dolayısıyla üstünde tartışmamız gereksiz, program aynen uygulanacaktır” olmuştur.
Bu konuda biz Halk Sağlıkçılar son derece endişeliyiz. Sınırlı yerdeki “aile hekimliği” denilen sağlıkta dönüşüm uygulamalarında bile, sağlık hastalık olarak ele alınmakta, koruyucu sağlık hizmetleri dediğimiz öncelik alması gereken hizmetlere ya daha az performans puanı verilmekte ya da hiç puan verilmemektedir.
Özetle şunu demek istiyorum, ülkemizin sağlık hizmetleri ile ilgili karşı karşıya kaldığı tablo, Halk Sağlığı Uzmanlarının uğraştığı alan yönünden belki de hiç olmadığı kadar ciddi durumdadır.
Bu tablo karşısında biz HS'cılar hepimizin keyifle uğraştığı ayrıntılı bilimsel alanlarımızın yanında hatta önünde mutlaka ama mutlaka ülkenin özellikle TSH’ ri yönünden içine hızla itilmekte olduğu açmazı görelim ve önlemek için bir güç oluşturalım.
İzmir Kongresinde benim için en çarpıcı olan, İzmir ili ve ilçelerinin sundukları çalışma raporlarıydı. Sağlıkta dönüşüm uygulamaksızın, halen uygulanan yasa ve mevcut kaynaklarla, o kadar çok şeyi istenen şekilde başarmışlardı ki, bu bile bize iyi bir sağlık yönetimi ile halkın sağlık düzeyinin kolayca–başarı ile yükseltilebileceğini göstermektedir.
Yine toplantıda halen uygulanmakta olan 224 Sayılı Yasa ile Türkiye genelinde yıllara göre anne-bebek ve çocuk ölümlerinin belirgin bir biçimde azaltıldığı, bulaşıcı hastalıklarla mücadele, bağışıklama, aile planlaması hizmetlerinin kullanımı ile ilgili büyük mesafelerin alındığı belirtildi. Yani, tümüyle yeni bir yaklaşım uygulanması yerine, mevcut sağlık sisteminin iyi yönetilerek eksiklerinin giderilmesinin daha akılcı, doğru bir yol olacağı vurgulandı.
Değerli Katılımcılar,
Bizler bu sabah Kongre öncesi Sevgili Atamızı bütün “Kongre Katılımcıları adına ziyaret ettik” kendilerine, saygı ve sevgimizi ifade ettikten sonra , “Sağlığın doğuştan kazanılmış bir insan hakkı olduğuna inanan biz HS Uzmanları için Halkın Sağlığının en önemli unsur olduğunu ve Halkın TSH ne ulaşmasını engelleyecek her tür uygulamanın karşısında olacağımız konusunda , hepimiz adına kendilerine söz verdik. Umarım bu sözü hep birlikte tutarız.
Anıtkabir ziyaretimizde şöyle denildi: Atatürk düşündü inandı, savaştı ve BAŞARDI, bizler neden aynı yolu izlemeyelim ??
Toplantımızın çok başarılı geçmesini dileyerek hepinize saygılar sunuyorum.
Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Yönetim Kurulu adına
Prof. Dr. Ayşe Akın