Duyurular Eğitim Dergi Çalış. Grupları  Hakkımızda       
Kongreler Dokümanlar İletişim Site Haritası Bağlantılar    

 


SAĞLIK BAKANLIĞININ EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANELERİNE SINAVSIZ KLİNİK ŞEFİ VE ŞEF YARDIMCISI ATAMALARI KONUSUNDA HASUDER’İN GÖRÜŞÜ

Bilindiği gibi TBMM’de 20.10.2005’te kabul edilen ve 01 Kasım 2005’te yürürlüğe giren 5413 sayılı yasanın 6.Maddesi, Sağlık Bakanlığının profesör ve doçent ünvanına sahip olan tabiplerden istediğini klinik şefi veya klinik şef yardımcılığı kadrolarına sınavsız atayabileceğini hükme bağlamıştır. İlgili yasada bu atama işlemi ile ilgili herhangi bir nesnel ölçüt belirtilmemiştir. Oysa Anayasanın 10. maddesi herkesin kanun önünde eşit olduğu ve devlet organları ile idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda olduklarını belirlemiş olduğundan 5413 sayılı yasa Anayasanın 10.Maddesine aykırıdır.

Nitekim bu atamalara yasal dayanak oluşturan 5413 sayılı yasa TBMM’den ilk geçişini takiben Sayın Cumhurbaşkanı tarafından haklı gerekçelerle veto edilerek TBMM’ye iade edilmiş; ancak Hükümet aynı yasayı TBMM’den değişiklik yapmadan geçirerek yürürlüğe girmesini sağlamıştır. Yasa çıkar çıkmaz kısa süre içinde 175 Klinik şefi ve şef yardımcısı atanmıştır. Atama yapılacak klinik şefi ve şef yardımcılığı kadroları hiçbir şekilde ilan edilmeden ve kimseye başvuru olanağı tanınmadan atamalar keyfi olarak , jet hızıyla yapılmıştır.

İlgili yasanın veto gerekçesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer şunları belirtmiştir:

“Eğitim ve Araştırma hastanelerinin temel işlevi öğretim, eğitim ve araştırma yapmak ve uzman ve ileri dal uzmanları yetiştirmektir. Bu hastanelerin kurallarla ayrıntılı olarak saptanmış görevlerini en iyi ve etkin biçimde yerine getirebilmeleri, kliniklere şef ve şef yardımcısı olarak atanacak kişilerin nitelikleriyle doğru orantılıdır. Klinik şefi ve şef yardımcılarının iyi bir "eğitimci ve uygulayıcı" niteliğine sahip bulunmaları, hastanelerin eğitim ve araştırma işlevini en iyi biçimde yapabilmesinin de temel koşuludur.

Bu tür atamalar, siyasal kimliği önde gelen ve çeşitli baskılar altında bulunan Bakan'ın öznel değerlendirmelerine ve mutlak takdirine bırakılamaz. Klinik şefi ve şef yardımcılığına atama yapılırken "göreve en uygun olanın" seçilmesi yerine siyasal yandaşlık ölçütünün yeğlenmesini olanaklı kılan sistemin işyeri huzurunu ve çalışma barışını bozacağı, hizmet kalitesini ve verimini düşüreceği açıktır.

Bu nedenlerle, incelenen 5413 sayılı yasa'nın 6. maddesiyle getirilen atama kuralı kamu yararına uygun düşmemektedir, dolayısıyla hukuka uygun bulunmamıştır.” AKP hükumetince 175 atamanın gerçekleştirildiği günlerde 12 Aralık 2005’te Anayasa Mahkemesi, 5413 sayılı yasayı Anayasaya aykırı bularak yürütmesini durdurmuştur.

Böylece Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastanelerine Klinik Şefi ve Şef Yardımcılığı kadrolarına yapılan bu atamaların nesnel ve bilimsel ölçütlerle yapılmadığı ve bu atamaların hukuksal temeli olmadığı Anayasa Mahkemesinin kararı ile de tescil edilmiştir. Normal şartlar altında, hukuk düzeninin hakim olduğu bir ülkede; bilime, hukuka ve ahlaka saygı gereği bu yasaya dayanarak yapılan tüm atamaların da derhal geri alınması gerekir. Anayasa Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı vermesinden sonra hukuka saygılı bir bakanın etik kurallar gereği, temsil ettiği resmi kimliğinin gereği, Bakan olmanın verdiği sorumluluk gereği atamaları geri alması ve asla yeni atamaları da yapmaması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak Sağlık Bakanı, bırakınız atamaları geri almayı; yürütmeyi durdurma kararının verildiği 12.12.2005’ten, bu kararın Resmi Gazetede yayımlandığı 17.12.2005’e kadar geçen sürede bile aynı atamaları yapmaya devam etmekte hiçbir tereddüt göstermemiştir.. Yasalara ve Anayasa Mahkemesi kararlarına ülkenin en üst düzey resmi sıfatlı kişilerinden biri olan Sağlık Bakanı bile uymaz ise, vatandaştan yasalara uymasını beklemek ne kadar doğrudur? Anayasa mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararını herkes gibi kendisi de bildiği ve internet ortamında yayınlandığı için hemen haberi olduğu halde, karar Resmi Gazete’de yayımlanıncaya kadarki birkaç günlük süre içinde hala atamalara devam etmesi hukuka karşı hile uygulamak değil midir?

Peki şimdi ne olacak? Ülkemizde hukuk ve siyasi etik geçerli ise, "Hukukun ve Anayasa’nın ruhuna aykırı bu keyfi ve haksız" atamaların geri alınması gerekmez mi? Anayasa Mahkemesi’nin kararları geri yürümediği için bu atamalar yasal olarak geçerli sayılabilir mi? "Hukuka karşı hileyi" göz göre göre uygulamaktan çekinmeyen yöneticilerin uygulamaları hukuken geçerli kabul edilebilir mi?

Eğitim ve Araştırma Hastaneleri kadroları, yıllardan beri gelenekselleşmiş şekilde Sağlık Bakanlığı tarafından yabancı dil, teorik ve pratik üç aşamalı bir sınavla belirlenmekteydi; çünkü bu kadrolar eğitim ve hizmet açısından çok önemlidir ve bir kez bu kadrolara atanan kişler emekli oluncaya kadar o kliniğin şefliğini yürütme yetkisine sahiptir. Yani atanan kişi ortalama 20 yıl boyunca o kadroyu işgal edecek ve o kliniğin eğitim ve hizmet kadrosu tümüyle kendisinin sorumluluğu altında görev yapacaktır. Bu denli önemli kadrolara atama şeklini 1999’da Sağlık Bakanı Osman Durmuş bozmuştur ve o tarihte 71 doçent ve profesörü hiçbir kritere dayanmadan sınavsız olarak Klinik Şefliğine atamıştır. Bu atamalar, bu kurumlara o güne kadar yıllarca hizmet vermiş olan ve klinik şefliği sınavlarına hazırlanan hekimleri mağdur etmiş ve kurum içi dengeleri bozmuştur. Aradan 5-6 yıl geçtikten sonra AKP hükümetince yapılan bu 175 Klinik Şefi ve şef yardımcısı ataması sorunu daha da derinleştirmiş ve çözülemeyecek noktaya getirmiştir.

Anayasanın 10. maddesinde herkesin kanun önünde eşit olduğu ve devlet organları ile idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları belirtilmiştir. 5413 sayılı kanun ile kendilerine yakın bazı doçent ve profesörler Bakanlık tarafından sınavsız olarak klinik şefi olarak atandığından Anayasanın 10. maddesine de aykırı bir işlem yapılmış olmaktadır. Ayrıca bu atamalarla Anayasanın 49. maddesinde düzenlenen çalışma barışının korunması ilkesi de ihlal edilmiş durumdadır.

Her ne kadar Halk Sağlığı uzmanlığı alanında Sağlık Bakanlığı eğitim hastanelerinde şef kadrolarının olmayışı nedeniyle bu atamalar derneğimiz üyelerini doğrudan ilgilendirmemişse de HASUDER olarak bu haksız ve taraflı atamalara karşı tüm uzmanlık derneklerinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelerinin ve yasal sınırlar içinde bilimsel ve akademik tepkiyi göstermelerinin gerekliliğine inanmaktayız. Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye dönük işletilemeyeceği kuralından yararlanmak amacıyla ve hukuka karşı bir çeşit hile amacıyla çıkarılan ve hızla uygulanan 5413 sayılı yasa ile yapılan atamaların anayasal dayanağı olmayan, haksız, eşitsiz, meslektaşlarımızı mağdur edici ve çalışma barışını bozucu nitelikte olduğu her platformda anlatılmalı; bu yoldan ataması yapılan klinik şefleri ve şef yardımcıları ilgili bilim dallarının uzmanlık derneklerinin yayın organlarında ilan edilerek meslektaşlarına tanıtılmalı; bu kişiler bölgesel ve ulusal bilimsel toplantılarda ve kongrelerde panelist veya oturum başkanı yapılmamalı; bilimsel dergilerin yayın kurullarına alınmamalı; uzmanlık dernekleri ve bölgesel organlarının yönetimine seçilemeyeceklerine dair kararlar alınması önerilmelidir.

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği (HASUDER) Yönetim Kurulu